Dijital dolandırıcılık olaylarında başkalarına ait banka, ödeme kuruluşu ve kripto varlık hesaplarının kullanılması giderek yaygınlaşıyor. Özellikle gençlere “hesabını birkaç saat kullanalım”, “gelen parayı başka hesaba gönder” veya “işlem başına komisyon kazan” şeklinde teklifler sunuluyor. 12. Yargı Paketi ile Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklik, hesabını kullandıran kişilerin dolandırıcılık suçundaki sorumluluğunun nasıl belirleneceğini yeniden gündeme taşıdı.
İnternet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık suçlarında gerçek failler çoğu zaman kendi banka hesaplarını kullanmıyor. Suçtan elde edilen paralar, belirli bir ücret veya komisyon karşılığında temin edilen üçüncü kişilere ait hesaplara gönderiliyor. Daha sonra para farklı hesaplara aktarılıyor, ATM’den çekiliyor, elektronik para hesabına taşınıyor veya kripto varlığa dönüştürülüyor.
Bu yöntemde kullanılan hesaplar için kamuoyunda “kiralık IBAN”, “para hesabı”, “emanet hesap” veya uluslararası terminolojide “money mule hesabı” gibi ifadeler kullanılıyor. Hesabını kullandıran kişi bazen dolandırıcılık faaliyetini bilerek hareket ederken bazen de iş teklifi, borç ödeme, yatırım, yardım kampanyası ya da ticari işlem görüntüsü altında kandırılabiliyor.
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılığı düzenleyen 158’inci maddesine yeni bir fıkra eklendi. Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.
Yeni düzenleme ne getiriyor?
Yeni hüküm; dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin eyleminin yalnızca ödeme aracı, hesap bilgisi ya da hesabın kullanılmasını sağlayan araçları başkasına vermekten ibaret olması durumunu düzenliyor.
Buna göre kişinin suça iştiraki;
-
Banka veya kredi kartını vermek,
-
Banka hesabını kullandırmak,
-
Mobil bankacılık erişim bilgilerini paylaşmak,
-
Ödeme hizmeti sağlayıcısındaki hesabını kullandırmak,
-
Aracı kurum hesabını başkasına bırakmak,
-
Kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki hesabın kullanılmasını sağlamak
fiilleriyle sınırlıysa verilecek ceza yarı oranında indirilecek.
Ancak indirim uygulanabilmesi için kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlama amacıyla hareket etmiş olması ve dolandırıcılık suçuna iştirak koşullarının oluşması gerekiyor. Düzenleme, hesabını kullandıran herkese otomatik olarak ceza verileceği anlamına gelmediği gibi bu kişilere doğrudan cezasızlık da sağlamıyor.
Yeni hükmün tam metnine TBMM tarafından yayımlanan 7589 sayılı Kanun’dan ulaşılabiliyor.
Sadece IBAN numarasını paylaşmak suç mu?
Günlük hayatta bir kişiye ödeme yapması için IBAN numarası vermek, müşteriye fatura bedelinin yatırılacağı hesabı bildirmek veya aile bireyleri arasında para transferi yapmak tek başına suç oluşturmaz.
Cezai sorumluluk açısından önemli olan, banka hesabının hangi amaçla ve ne şekilde kullandırıldığıdır. Hesap sahibinin dolandırıcılık faaliyetinden haberdar olup olmadığı, para karşılığında hareket edip etmediği, olağan dışı işlemleri görüp görmediği ve suçun gerçekleştirilmesine bilinçli şekilde katkı sağlayıp sağlamadığı araştırılır.
Örneğin bir öğrencinin sosyal medyada tanıştığı kişiye komisyon karşılığında banka hesabını vermesi, mobil bankacılık şifresini paylaşması ve hesaba gelen paraları farklı hesaplara göndermesi sıradan bir IBAN paylaşımı olarak değerlendirilemez. Bu işlemler, dolandırıcılık suçuna iştirak edildiği yönünde ciddi şüphe oluşturabilir.
Buna karşılık bir kişinin sattığı ürünün bedelini almak için IBAN paylaşması ve hesabına gelen paranın dolandırıcılıktan kaynaklandığını bilmemesi farklı bir hukuki değerlendirme gerektirir. Ceza hukukunda esas olan, failin kastının ve suça katkısının somut delillerle ortaya konulmasıdır.
Hesabını kullandıran herkes aynı cezayı almayacak
Yeni düzenlemenin en önemli yönlerinden biri, dolandırıcılığı planlayan ve mağduru kandıran kişilerle yalnızca hesabını kullandırarak suça katılan kişiler arasında cezalandırma bakımından ayrım yapılmasına imkân vermesidir.
Bir kişi sahte ilanı hazırlamış, mağdurla görüşmüş, yanıltıcı bilgiler vermiş, paranın gönderileceği hesabı belirlemiş ve suç gelirini yönetmişse asli fail veya suça daha yoğun biçimde katılan kişi olarak değerlendirilebilir.
Buna karşılık kişinin eylemi yalnızca banka kartını, hesap bilgilerini veya kripto varlık hesabını başkasına vermekten ibaretse yeni hüküm kapsamında cezasında yarı oranında indirim gündeme gelebilir.
İndirimin uygulanması için eylemin gerçekten hesap veya ödeme aracı kullandırmakla sınırlı kalması gerekir. Hesap sahibinin mağdurla iletişim kurması, sahte ilan yayımlaması, parayı ATM’den çekmesi, başka kişilere hesap temin etmesi, suç gelirini kripto varlığa dönüştürmesi veya organizasyondan düzenli pay alması hâlinde sorumluluğu daha kapsamlı değerlendirilebilir.
Bu nedenle her dosyada otomatik biçimde aynı sonuca ulaşılması mümkün değildir. Suçun nasıl işlendiği, şüphelinin suç içindeki konumu ve dijital deliller birlikte incelenmek zorundadır.
Savcılık hangi delilleri inceler?
Dolandırıcılık mağduru parasını bir banka hesabına gönderdiğinde soruşturmanın ilk aşamalarından biri hesap sahibinin belirlenmesidir. Paranın ulaştığı hesap başkasının adına olsa bile bankacılık kayıtları üzerinden hesap sahibine kısa sürede ulaşılabilir.
Soruşturma sırasında yalnızca hesabın kimin adına kayıtlı olduğuna bakılmaz. Genellikle şu veriler de incelenir:
-
Hesaba giriş yapılan telefon ve cihaz bilgileri,
-
Mobil bankacılık erişim kayıtları,
-
IP adresleri ve oturum hareketleri,
-
Para giriş ve çıkışlarının zamanı,
-
Paranın gönderildiği sonraki hesaplar,
-
ATM’den para çekme görüntüleri,
-
Telefon görüşmeleri ve mesaj kayıtları,
-
Şüpheliler arasındaki para ilişkisi,
-
Hesap kullandırma karşılığında komisyon alınıp alınmadığı,
-
Benzer işlemlerin daha önce yapılıp yapılmadığı,
-
Hesap sahibinin şüpheli işlemlerden sonra bankaya veya kolluğa bildirimde bulunup bulunmadığı.
Bir kişinin “hesabımı başkasına vermiştim” şeklindeki açıklaması tek başına cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde paranın kişinin hesabına gelmiş olması da tek başına dolandırıcılık kastını kesin olarak kanıtlamaz. Ceza mahkemesi tüm delilleri birlikte değerlendirerek kişinin suçu bilip bilmediğini ve suça hangi ölçüde katıldığını belirler.
“Hesabımdan haberim yoktu” savunması yeterli olur mu?
Ceza hukukunda mahkûmiyet için suçun maddi unsurlarının yanında manevi unsurunun da oluşması gerekir. Dolandırıcılık suçuna iştirak bakımından kişinin suç teşkil eden eylemi bilmesi ve iradi olarak desteklemesi önem taşır.
Bununla birlikte kişinin olayın tamamını ayrıntılarıyla bilmesi her zaman aranmayabilir. Hesabına kısa sürede farklı kişilerden yüksek miktarda para gelmesi, bu paraları tanımadığı hesaplara göndermesi, kartını ve şifresini başkasına teslim etmesi veya işlem başına komisyon alması gibi durumlar, suçun bilinerek kolaylaştırıldığı yönünde değerlendirilebilir.
Hesap sahibinin eğitim durumu, yaşı, taraflarla ilişkisi ve işlemlerin olağan bir ticari faaliyete dayanıp dayanmadığı da önemlidir. Mahkeme, kişinin olayın şartları içinde hesabının suç amacıyla kullanıldığını anlayabilecek durumda olup olmadığını araştırabilir.
Özellikle “evden çalışma”, “ödeme temsilciliği”, “kripto para aracılığı”, “hesap doğrulama işi” veya “günlük para transferi işi” adı altında sunulan teklifler ciddi risk taşıyor. Gerçek bir işverenin çalışanından kişisel banka hesabını müşteri paralarının aktarılması için teslim etmesini istemesi olağan bir iş modeli değildir.
Gençler ve iş arayanlar hedef alınıyor
Adli makamların 2026 yılı içinde yayımladığı bilgilendirmelerde, hesap kiralama tekliflerinin özellikle gençlere, öğrencilere, iş arayanlara ve ekonomik sıkıntı yaşayan kişilere yöneltildiğine dikkat çekildi.
Dolandırıcılar çoğu zaman “hiçbir sorumluluğun olmayacak”, “sadece para gelip gidecek”, “vergisel nedenle kendi hesabımızı kullanamıyoruz” veya “hesap limitimiz doldu” gibi açıklamalar yapıyor. Hesap sahibine birkaç bin lira komisyon teklif edilerek banka kartı, SIM kartı veya mobil bankacılık şifresi istenebiliyor.
Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan bilgilendirmede de banka hesabının, kartın veya mobil bankacılık bilgilerinin başkasına kullandırılmasının dolandırıcılık eylemlerini kolaylaştırabildiği ve kişilerin ciddi adli sonuçlarla karşılaşabileceği belirtildi. Başsavcılığın uyarısında vatandaşlara hesaplarını üçüncü kişilerin kullanımına bırakmamaları ve şüpheli girişimleri kolluk birimlerine bildirmeleri çağrısı yapıldı. Açıklamanın ayrıntıları Çankırı Adliyesinin duyurusunda yer alıyor.
Hesap üzerinden dolandırıcılık yapıldığını fark eden kişi ne yapmalı?
Banka hesabında açıklanamayan para girişleri gören veya hesabını verdiği kişinin şüpheli işlemler yaptığını fark eden kişi gecikmeden harekete geçmeli.
Öncelikle banka ile iletişime geçilerek dijital bankacılık erişimi, kartlar ve şüpheli transferler hakkında bildirim yapılması gerekiyor. Mobil bankacılık şifresi, e-posta şifresi ve hesapla bağlantılı diğer güvenlik bilgileri değiştirilmelidir.
Hesaba erişimi bulunan üçüncü kişilerin bağlantısı kesilmeli; ancak mesajlar, telefon numaraları, ödeme teklifleri ve diğer dijital kayıtlar silinmemelidir. Bunlar daha sonra soruşturma açısından önemli deliller olabilir.
Olayın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk birimlerine başvurulması da gerekebilir. Şüpheli transferlerin başka hesaplara gönderilmemesi ve paranın nakit olarak çekilmemesi önem taşır. Çünkü parayı aktarmaya veya çekmeye devam etmek, kişinin suç faaliyetine bilinçli olarak katkıda bulunduğu yönündeki şüpheyi güçlendirebilir.
Geçmiş dosyalar da düzenlemeden etkilenebilecek
7589 sayılı Kanun yalnızca yeni soruşturmalar için düzenleme getirmedi. Kanun yürürlüğe girmeden önce dolandırıcılık suçundan haklarında hüküm verilmiş ancak dosyaları kanun yolu incelemesinde bulunan bazı sanıkların dosyalarının, yeni hükmün uygulanma ihtimali nedeniyle ilk derece mahkemesine gönderilmesi öngörüldü.
İnfaz aşamasındaki belirli hükümlüler bakımından da mağdurun zararının, mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde tamamen giderilmesi şartıyla etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma olanağı getirildi. Ancak bu geçiş hükümleri her dolandırıcılık hükümlüsü için otomatik olarak uygulanmayacak. Kişinin eyleminin yeni fıkrada tanımlanan hesap veya ödeme aracı kullandırma fiiliyle sınırlı olup olmadığı ayrıca değerlendirilecek.
Yarı oranında indirim, cezasızlık anlamına gelmiyor
Yeni düzenleme hakkında en sık yapılan yanlış yorumlardan biri, banka hesabını kullandıran kişilerin artık ceza almayacağı düşüncesidir. Oysa kanun bir cezasızlık nedeni değil, şartları oluştuğunda uygulanabilecek özel bir ceza indirimi getiriyor.
İndirimin uygulanması için öncelikle dolandırıcılık suçuna iştirak edildiğinin belirlenmesi gerekiyor. Ardından kişinin katkısının yalnızca hesap, kart veya gerekli erişim aracını vermekle sınırlı olup olmadığı inceleniyor. Şartlar sağlanıyorsa belirlenecek cezada yarı oranında indirim yapılıyor.
Dolayısıyla “hesabımı kullandırırım, yakalanırsam cezam yarıya iner” düşüncesi son derece tehlikeli. Kişi yine ceza soruşturması, gözaltı veya tutuklama tedbirleri, banka hesaplarına bloke konulması, malvarlığı incelemesi, uzun süren yargılama ve mahkûmiyet riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Banka hesabı kişiye özel bir güvenlik aracıdır
Dijital bankacılık hesabı, yalnızca para gönderip almaya yarayan basit bir araç değildir. Hesap üzerinden yapılan işlemler kişinin kimliğiyle ilişkilendirilir ve finansal sistemde kayıt altına alınır.
Banka kartını, mobil bankacılık şifresini, tek kullanımlık doğrulama kodunu, SIM kartını veya kripto varlık hesabını başkasına vermek, kimlik belgesini teslim etmeye benzer ölçüde ciddi sonuçlar doğurabilir.
-
Yargı Paketi ile yapılan değişiklik, hesap sahiplerinin dolandırıcılık zincirindeki farklı konumlarının ayrı ayrı değerlendirilmesine olanak tanıyor. Ancak düzenleme, banka hesabı kiralamayı hukuka uygun hâle getirmiyor ve hesap sahibinin sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor.
Vatandaşların para karşılığı hesap kullandırma tekliflerini reddetmesi, banka ve kripto hesaplarına ait erişim bilgilerini kimseyle paylaşmaması ve şüpheli bir işlem fark ettiğinde gecikmeden yetkili makamlara başvurması gerekiyor. Birkaç saatlik hesap kullanımı karşılığında vaat edilen küçük bir kazanç, yıllarca devam edebilecek bir ceza soruşturmasına ve ağır kişisel sonuçlara dönüşebilir.